Advert Advert
Advert Advert
Advert
Toplumsal bir hastalık : İSRAF
Burhan Bilgin

Toplumsal bir hastalık : İSRAF

Bu içerik 18268 kez okundu.
Reklam
TOPLUMSAL BİR HASTALIK: İSRAF
İhtiyaçtan fazla tüketmek, savurganlık gibi anlamlara gelen israf, her tür haddi (sınırı) aşma, kendisi ve içinde yaşadığı toplum açısından ister amelde (davranışlarda), isterse harcamalarda olsun bir dengesizlik ve huzursuzluk kaynağıdır. Kur’an da İsraf iki anlamda kullanılmıştır.
 
Birincisi; Haddi ve ölçüyü aşmak anlamındadır.
“Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik-düzenlik vermeyen aşırı gidenlerin (müsriflerin) emrine uymayın.[1]
Kur’an-ı Kerim, Salih peygamberi dinlemeyerek, inkâra devam ederek takınılan tavrı israf örneği olarak belirtmiştir.
 
İkincisi; savurganlık anlamındadır ve Kur’an-ı Kerim israf kelimesinin yanında “Bezr” kavramını da kullanmıştır
Günlük yaşayışında ellerindeki malı, serveti, imkânları gereksiz yere savuranlar da bir nevi sınırı aşanlar ve dengeyi bozanlardır. “Bezr” sözlükte yaymak, saçmak, ölçüsüz dağıtmak, “Tebzir” şeklinde; tohumu gereken yere atmamak suretiyle ürün alamamak, kaybolmasına sebep olmaktır.
 
“Ey Âdemoğulları! Her mescide (gidişinizde) ziynetlerinizi alın (uygun elbise giyin). Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah müsrifleri sevmez”.[2]
 
“Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. Bezr ederek saçıp savurma. Çünkü Bezr ( israf ) edenler şeytanın kardeşi olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı nankördür”.[3]
 
Kur’an, hem aşırı harcamayı hem de aşırı kısmayı yerdiği, ikisi arasında orta yolu tavsiye ettiği bir ayeti kerimede “ Elini bağlı olarak boynuna asma (cimri olma ). Onu büsbütün de açıp savurma. Sonra kınanmış bir halde oturup kalırsın”[4] buyurmakla insan hayatına denge getirmektedir. Kur’an inançta, amellerde, mal kazanma ve harcamada, duygularda, nefret ve sevmede hep orta yolu tavsiye etmiştir. İslam ümmeti, vasat[5], dengeli ve hayır yolları üzerinde olan bir ümmettir. Allahın kendisine bahşettiği sayılamayacak her türlü nimeti kullanımında dengelidir ve ölçülüdür.
 
Allah dünya nimetlerini insanlar ve canlılar için yaratmıştır. Allah-u Teala’nın ikram ettiği bu nimetler bütün canlılara yetip artacak kadar fazladır. Sayısızca nimetler içinde dünyamızda milyonlarca insanın aç, açıkta ve sefil, perişan bir halde yaşaması normal değildir. Bu fakirlik, açlık ve perişanlığın sebebi nimetlerin yetersizliği değildir. Sorumsuzca tüketilip israf edilmeleridir. Belki de fakirler zenginlerin israfları oranında fakirdirler. Problem üretimden ziyade tüketimdeki dengesizlik ve sorumsuzluktur.
 
Servetin çok olması onu çokça harcamayı gerektirmez. Yerinde harcanmazsa az bile israf olurken, yerinde harcanan çok israf değildir. O halde israf yukarıdaki manalar doğrultusunda yersiz ve ölçüsüz harcamadır.
 
En büyük örneğimiz Hz. Peygamber ( s.a.v ) bilhassa insanların temel ihtiyaçlarından olan yeme, içme ve giyinme hususunda son derece titiz davranmış, asla israfa kaçmamış, kaçanları da hoş görmemiştir. Mütevazı bir kul olarak yaşamış gösteriş ve şaşadan uzak durmuş, böylece en ideal ve önder insan modelini ortaya koymuştur.
 
Mülk aslında Allah’a aittir. İnsana emanet olarak geçici bir süre için verilir. Nimetleri kullanmak, yemek içmek insanın hem hakkıdır hem de şükür vesilesidir. Ne yazık ki bu gün birçok vasıta ile tüketime yönlendirilen insanlar, sorumsuzca tüketmekte, ihtiyaç olmayan birçok kalem ihtiyaç olarak adlandırılmakta ve sunulmakta, sıradan ve kaba zevklerin tatmini için servetler, kaynak ve imkânlar yersiz ve sorumsuzca heba edilmektedir. Bu da fakirlik, düşmanlık ve kıskançlık gibi problemleri artırmakta, dostluk, infak, yardımlaşma ve dayanışma duygularının kaybolmasına sebep olmakta toplumda kargaşaya sebebiyet vermektedir. Hepsinden daha önemlisi bu sorumsuzluk ve bilinçsizlik arasında, insan için en büyük sermaye olan ömür akıp gitmekte, Yüce Yaratan ve O’na verilecek hesap ta unutulmaktadır. Farkında olmadan içine düşülen durumda israf sarmalı içinde kanaat ve şükür de göz ardı edilmektedir. Oysa şu hadisi şerif bütün bu sorumsuzluğa ve israfa karşı açık ve veciz bir şekilde uyarıda bulunmaktadır:
 
“ (Kıyamet günü) Kişi ömrünü ne yolda tükettiğinden, vücudunu nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile ne iş yaptığından sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamayacaktır”.[6]
 
Burhan BİLGİN
                                                                                                                                                                                                                                                                                                        Kandıra Müftüsü
 


[1] (Şuara 151–152)
[2] (Araf 31 )
[3] (İsra 27) 
[4] ( İsra 29)
[5] ( Bakara 143)
[6] ( Tirmizi / Kıyame 1 )
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Havaya ateş etme diye ikaz eden genci vurdu
Havaya ateş etme diye ikaz eden genci vurdu
Kandıra’da Ramazan bayramı coşkusu
Kandıra’da Ramazan bayramı coşkusu